Tag Archives: Türkçe

Spielberg’in temcit pilavı: Tenten

Martin Mystere, Spielberg’in Tenten film projesi ile ilgili bir alıntı yapmış. Tentencilerden olarak Spielberg’in bu projeyle kariyerini oynadığını iddia ediyorum.

Projenin ne zaman gerçekleştirileceğine dair bir tarih verilmemiş. tintin.com’daki habere göre geçen hafta Brüksel’de gerçekleştirilen basın toplantısında tek bir film değil, bir seri filmin yapımından söz edilmiş. Spielberg temcit pilavı gibi ısıtır getirir bu konuyu ortaya. Haklarını aldıysan aldın. Spielberg’in Tenten karakteri ve maceralarını ileriye götüreceğine inanmıyorum. Çuvallarsa Herge mezarından fırlar gelir. Beceremeyeceğine, bırak başkası yapsın. Abartmıyorum. 🙂

Yine de merakla bekleyip, koşturarak giderim izlemeye ama hem Haddock’u kim oynacak? Jean Reno’mu? Neyse… Bekleyip görelim.

Seismac, Sismografi Yazılımı

Kakoky‘nin sayfasında MacBookları (ya da MacBook Pro) bir sismograf olarak kullanmaya sağlamak üzere geliştirilmiş SeisMac isimli bir sismografi yazılımıyla ilgili iletiyi okudum.

SeisMac sismografi yazılımı

MacBook’larda bulunan, düşme ve çarpmalara karşı bilgisayarın hard diskini vs. korumaya yönelik geliştirilmiş, Apple’in patentli teknolojisi Sudden Motion Sensor(ani hareket algılayıcı) aracılığıyla SeisMac yazılımı sarsıntıları tespit ve kayıt edebiliyor ve gerçek zamanda 3 eksenli grafik olarak gösteriyor.

Bu enteresan sismografi yazılımı, freeware (amiyane tabirle beleş) lisansla dağıtılıyor. MacBook sahipleri bu yazılımı kurcalayabilirler. Yazılımın özellikle sismik hareket ve grafikler konularının eğitiminde kullanılabileceği da not olarak belirtilmiş. Türkiye’de deprem konusu üzerine olan hassasiyet dikkate alındığında eğitim kurumlarında denenmesi ilginç olabilecek bir sistem.

Türkiye için deprem konusu üzerindeki hassaslıktan bahsetmişken, toplumun çeşitli kesimlerinde ve siyasetçiler arasında hakim olan duyarsızlığa da dikkat çekiyorum: DEPREMİ UNUTMAYIN, UNUTTURMAYIN…

Bitkisel Güneş Reaktörleri

Sustainablogun yayınladığı “İngiliz Bilimadamları Yaprağın Gücünü Araştırıyor” başlıklı yazı sayesinde güneşten verimli enerji kaynağı olarak faydalanmayı sağlayacak yapay klorofil üretimi konusunda yapılmakta olan bazı bilimsel araştırmalarla ilgili bir kaç web sitesine ulaştım.

Bu çalışmaların ortak yanı verimliliği arttırma yöntemi olarak bilimadamlarının, biomimicry (bionics) kavramı yani modern teknoloji ve yeniliklerin geliştirilmesi sırasında doğada varolan benzer sistem ve oluşumların incelenerek, ilham kaynağı olarak değerlendirilmesi, hatta kopyalanmasına konsantre olmalarında yatıyor. Dünyayı ve doğayı çok daha iyi anlamamıza yarayan biomimicry araştırmaları sayesinde, doğanın evrimi sırasında sınanmış, denenmiş teknoloji ve sistemlerin yeni yaşam biçimleri ve ihtiyaçlara uygulanmasını hızlandırmak mümkün. Bu sayede doğadan elde edilen kaynakları hammadde ya da zenginleştirilmiş olarak direk tüketmektense, onları oluşturan süreçleri ve sistemleri irdelemek bu kaynakları farklı şekillerde değerlendirme esnekliğini bize kazandıracaktır.

Ayrıca hali hazırda kullanılan sistemlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi de mümkün: örneğin Sustainablog’da bahsi geçen National Geographic’te yayınlanmış haberde Imperial College’da ki Prof. James Barber ve bir grup bilimadamı, gerçekleştirdikleri çalışmalarla bitkilerin fotosentez sürecini oluşturan kimyasal reaksiyonların daha iyi anlaşılması ve kopyalanması sayesinde güneşten enerji kaynağı olarak sadece üzerine yansıyan ışınların %6sını kullanılabilir enerjiye dönüştürebilen klasik güneş enerjisi panellerine göre daha fazla verim alınabileceğini iddia ediyorlar. J. Barber’ın araştırmasının enteresan bir yanı sadece güneşi değil, bitkileri ve fotosentez süreci sonrasında açığa çıkan oksijen ve hidrojen ayrışmasını incelemesi. Bu sayede yenilenebilir enerji kaynağı olarak çoğu zaman ayrı ele alınan güneş ve biyokütlelerin tek sürecin parçası olarak irdelenmesi söz konusu. Yazının başlığını da bu nedenle “Bitkisel Güneş Reaktörleri” olarak seçtim. Bayağı “high-tech” geliyor kulağa ama sonuçta örneğin bir patates tarlası da bitkisel bir reaktördür diyebiliriz. Konuyu daha sulandırmadan sizi yönlendiriyorum:

Splitting Water Molecules the Next “Green” Power Source? – National Geographic News

Plants use photosynthesis to capture energy directly from the sun, a feat that humans have been striving to achieve for years via solar cells.

“How will mankind be able to supply itself with the levels of energy it needs?” asked James Barber, a biochemist at Imperial College London.

“Really, there is only one solution … to use the enormous amount of sunlight available to us.”

An hour of sunlight falling on Earth equals all the energy that humans use on average in a year.

But to date solar cells have been inefficient energy converters—the most efficient plastic solar cells on today’s market convert only 6 percent of sunlight into usable energy.

Another option is to mimic the chemical reactions in photosynthesis, Barber said, specifically a step known as water splitting…

Rüzgara karşı seyir: Rüzgar Değirmenli Tekne

TreeHugger‘da yanda gördüğünüz rüzgar enerjisiyle ilerleyen 11 metre boyunda Revelation 2 isimli Twins 36 tipi katamaran ilgili bir ileti vardı. Bir katamaranın rüzgarla ilerlemesi çok şaşırtıcı değil. Revelation 2’yi ilginç kılan bu işin yelkensiz halledilmiş olması.

Windmill Sailboat: Sailing Against the Wind TreeHugger

Rüzgarın çevirdiği değirmenler bir rüzgar türbininin bu hareketi su altındaki pervanelere aktarmasını sağlıyorlar ve tekne ilerliyor. Revelation 2 bu sayede rüzgara karşı dahi gidebiliyor. Konuyla ilgili hararetli tartışmalar TreeHugger’daki linklerden de görüleceği üzere çeşitli düzeylerde devam ediyor. (Örn. Philosophy Forum: Sailing against the wind, Boat Design Forum: Windmill or Wind Turbine- powered boats. Bu sayfada da meraklıları ilgilendirebilecek bilimsel bir çalışmadan bahsediliyor: Rotterdam Scholarship of Excellence in Space Research – Windmill Shipping.

Bu arada rüzgar enerjisinin büyük boy gemi ve tankerlerde kullanımını amaçlayan akıllı bir tasarımdan da daha evvel bahsetmiştim.

Okumadıysanız; SkySail, her tankere bir yelken

Revelation 2, twins 36 - multihull centre

finetune.com ı keşfim

Vakti zamanında Yonca Evcimik sitesini de ziyaret ederek internet üzerinde girilmedik site bırakmamış olan ve internet bitti diyen ilkerender sayesinde finetune.com diye bir müzik ve müzik cemaat sayfasından haberdar oldum.

Last.fmi ancak evcilleştirebilmişken bu da nereden çıktı, ben neden görmemişim demedim ve çabuk tarafından ilk finetune listemi oluşturdum: ogomogo1

Finetune’un arayüz tasarımı çok havalı ve “cici”. İçerik sanki last.fm kadar zengin değil gibi geldi bana ama bu cici arayüzün bir aldatması olabilir. Uzun uzun listeler ve bir sürü minik sanatçı ikonu ile tüm algı mekanizmalarımızı bombalamak yerine bir seçtiğimiz etiket ya da sanatçıya göre 10-15 öneri yapıyor. Bir listeye 45 şarkı koyabiliyorsunuz. Tek bir müzisyenden sadece 3 parça koymanıza izin veriyor. Dilediğiniz kadar liste üretebiliyorsunuz.

İlk listemi hazırlarken 80lere yönelik fanatik ilgimi göstermeden edemedim. En azından beleş olarak kendi seçtiğim şarkıları dinliyorum şimdilik. Last.fm paşanın gönlünden geçen ve bize uygun gördüğü şarkılara mahkum kalmaktan bazen sıkılıyordum.

Bu arada finetune sitesinin şu haliyle kullanımı çok kolay. Yeni işlevler eklendikçe durum ne olur ve benzer bir diğer uygulama olan mystrands.com kadar karmaşıklaşır mı bilmiyorum. Ama size yine de mystrands’a da göz atın gari. Aynı dünyanın bir başka sitesi Pandora internet radio‘dan ise hiç söz etmek istemiyorum. Zira hiç kullanmadım ve bir fikrim yok. Kesin ilkerender ona da bakmıştır.

Belli oldu ki bir süre finetune ekranı sürekli açık olacak…

Link: Finetune Development Blog:”This is the story of finetune. Who is building it and what we’re up to.”

Cep Telefonuna Bağlı İlaç Kutusu

Tıp ve sağlık teknolojileri blogu Medgadget‘te karşılaştığım bu basit ürün yeni teknolojik cihaz ve alışkanlıklar ile gündelik ihtiyaçların bağdaştırılmasına harika bir örnek:

Portable Pillbox Connected to Mobile Communications Device – Medgadget – www.medgadget.com

Ürün, cep telefonlarına minik aksesuarlar takarak nesneleri kişiselleştirme ve kişiye özelleştirmenin şampiyonu olan Japonlardan çıkmış.

Mobile pillbox - mobil ilaç kutusu

Özellikle cep telefonlarında hali hazırda bulunan alarm özelliği ile birarada kullanabileceğiniz mobil ilaç kutusu herhangi bir hapı saatinde almayı unutmanızı zorlaştıracak.

Sibel Kekilli, Ajdar ve Ben – Martin Mystere | İmkansızlıklar Detektifi .:: Yeniden…:

90lı yılların ODTÜ Mimarlık Fakültesinin meşhur Kubbealtında sinema klasikleri ve Dünyayı Kurtaran Adam ve benzeri kült filmlerin gösterimleri heyecan yaratırdı.

Aynı tarihlerde kötü taraftan bir takım simalar görsel yaratımlarını ve hezeyanlarını üstteki gösterimlerle ilgilenen kitleye göre daha farklı ve ama kendi bağlamında(!) seçkin olarak tanımlanabilecek bir izleyici kitlesine, aynı Kubbealtı mekanında, sunmaktan çekinmiyorlar, hatta utanmıyorlar ve Auguntayler karakterinin sapkınlıklarını, Tarkovsky filmleriyle aynı ekrana yansıtıyorlardı.

O karanlık ürünlerden birinin yaratıcısı olan Er (Er ve Öz olmak üzere iki kişiydi bu adamlar), yeterli sürenin geçtiğine ve yaratılan karakterlerin artık halka malolduğuna inanarak kısa bir sekansı YouTubea yüklemeye hiç çekinmemiş, hatta utanmamış.

Martin Mystere, o karanlık günlere ithafen yazdığı yazıda, haklı olarak kendini Sibel Kekilli ile özdeşleştiriyor ve kendisiyle çok samimi bir empati kuruyor. Sizleri yazıyı okumaya ve 18 yaşından büyükseniz bahsi geçen kült eseri izlemeye ve cüretkar Auguntayler karakteriyle tanışmaya davet ediyorum:

Martin Mystere | İmkansızlıklar Detektifi .:: Yeniden…: Sibel Kekilli, Ajdar ve Ben

Readius-kıvrılabilir ekranlı akıllı telefon

Rjcp‘nın sayfasında İtalyan cep telefonu operatörü TIMin , Polymervision şirketinin teknolojisiyle, geliştirdiği kıvrılabilir, kapandığında rulo haline gelen esnek ekranlı ve maharetli Readius isimli yeni cihazdan haberdar oldum.

ReadiusKitap ve gazete okunmasına yönelik uygulamaların yanında klasik akıllı cep telefonu fonksiyonları(email, feed okuyucu, harita, müzik vs.) Readius’a eklenmiş. TIM, UMTS, Edge, wifi ve DVB-H bağlantıları ile Readius kullanıcılarına nefes aldırmamaya niyetli görünüyor. Şimdilik sadece siyah-beyaz olan ekran açıldığında 12,5cm boyuna erişiyormuş. Öncelikle İtalya’da pazarlanması planlanan bu telefonun başarısını ve esnek ekran teknolojisiyle geliştirilecek diğer ürünlerin gelişimini göreceğiz.

Benzer ürünlerin kullanıcı tarafından tutulması için yeni teknolojinin hakkını verecek bir kullanıcı arayüzü ve onu destekleyen basit kullanımlı uygulamalar ve servislerin varlığı çok önemli. Tasarım konusunda Örneğin DVB-H servisleri ile 16 gri tonlu ekranlı Readius’ın ne kadar verimli sonuçlar vereceği tartışmaya açık. İçerik okumaya yönelik uygulamaların kullanımı da şimdilik aynı teknik kısıtlamadan etkilenebilirler.

Türünün ilk örneklerinden olan Readius’ın multimedya kapasiteleri yetenekleri sürekli artan akıllı telefonlar ve iPhone gibi daha piyasaya çıkmadan ortalığı sarsan bir teknoloji ve tasarım fenomeni ile benzer bir pazarda yenilikçi Readius’u takip edecek tasarımlara dikiz atmaya devam edeceğim.