Design Sojourn’de mutfakta çalışır yemek hazırlarken sadece tek elini kullanabilenlere yönelik Gabriele Meldaikyte tarafından tasarlanmış enteresan bir ürün gördüm.
Bir objeden ziyade hareket eden parçalar ve girintiler nedeniyle farklı objelerin bir arada durduğu bir iskelet olarak tanımlamak daha doğru.
Tek bir fotoğraf ekliyorum. Geri kalanını aşağıdaki bağlantıdan görebilir ve okuyabilirsiniz.
My friend and designer Kunter Sekercioglu of Kilit Tasi Design (Istanbul, Turkey) created a new set of toothbrushes called “Acrobat”. Very simple and wise design decision helps increase the toothbrush hygiene.
“With the unique and patented body structure, which also gives the toothbrush it’s name, the “Acrobat” balances on the rim of the toothbrush holder instead of resting inside the cup. This structure allows for an increased hygiene by preventing toothbrushes from touching each other.”
Yukarıda Steven Paul Jobs adında bir şahıs ve şürekasına ait, 5 Eylül 2007 tarihiyle kaydedilmiş dokunmatik “taşınabilir çok işlevli” bir cihazın arayüz ve kullanım teknolojisine dair patent başvurusundan alınmış bir imaj var. 29 Mayıs tarihinde ABD Patent ve Marka enstitüsü incelenebilmesi için halka açmış bu belgeyi. Cihazın iPhone olduğunu tahmin etmişsinizdir.
Apple, patent başvurusunu ise geçen sene yeni ürün tanıtımları yaptığı keynote toplantılarından 5 Eylül 2007 tarihli olanıyla aynı gün yapmış. Aynı tarihte iPhone zaten piyasaydaydı. Bu patentte ürüne eklenen detayların bir kısmı henüz cihazın güncel versiyonlarında bulunmayan GPS gibi özelliklerin kullanımına dair ipuçları veriyor.
Bu haberi okuduğum Engadget’ta Steve Jobs’ın adının mucit olarak çıkmasından çok hoşnut olmamış görünüyorlar. Oradaki yazı ve yorumları da buradan okuyabilirsiniz: The iPhone patent: Steven P. Jobs, inventor
Flickr Videonun kullanıma girmesini hatırına yukarıdaki videoyu hem hoşuma gittiği için hem de denemek için ekledim. (Bu arada kendim de upload amaçlı hmmm… videonotunu yükledim, web arayüzünden video yükleme prensip olarak fotoğraf ile aynı şekilde işliyor: hmmm…)
Yeni seçeneğe tepki gösterenler olsa bile grafik ve hareketli görüntü çalışan flickr üyelerinin bu opsiyonu çalışmalarını sunmak için kullanacağına eminim. Flickr arayüzünde ya da genel kullanım mantığında büyük bir değişikliğe gitmeden bu yeniliği sistemine eklemiş.
Sayısal fotoğraf makinesi, cep telefonu veya iğne deliği kamera kullananlara, görüntü yaratmak için bileğini konuşturan sanatçılara, balayı fotoğraflarını paylaşanlara ya da sadece görüntü depolayanlara ve hatta eksibisyonistlere kadar yüzbinlerce kişinin şu ana kadar bu servisten yararlandığını düşünürsek kısa süreli video seçeneğinin eklenmesi ancak kendisini görüntülerle ifade edenlerin seçeneklerini arttırıyor.
Flickr’in belki de en iyi özelliği olan dostane komunitelerin gelişmesine önayak olan kullanıcının eklediği kendine ait görüntü ve diğer katılımcıların yorum ve notlarını öne çıkaran şeffaf tasarım ve akıllıca çözülmüş mimarinin sağladığı kişisel gizlilik özelliği video eklenmesiyle pek değişmemiş diye düşünüyorum. Öte yandan flickr APIsi aracılığıyla videoların daha değişik uygulamaları zenginleştireceği de aşikar.
Gruplar, etiketler, bunların kombinasyonundan oluşan clusterların arasına ileride sadece videolardan oluşan gruplar ve küçük komuniteler oluşacaktır. (Grup yöneticileri, grubun türünü sadece fotoğraf, fotoğraf + video ya da sadece video eklenebilir şeklinde sınırlandırabiliyorlar!)
Yine de tepki gösterenlerin de muhtemelen kendilerince haklı oldukları yönler vardır. flickr ile yaşadıkları “aichaku” ilişkisi bunun nedenlerinden biri gibime geliyor. Bu meselenin nereye kadar varacağını bilemiyorum ama kullanıcı adının üzerine “no video” eklemiş bir kaç kişi gördüm. 🙂 Belki durumdan memnun olmayanlar başka servislere yelken açarlar?
Perros‘dan yola çıktık ama gerisi tam bir flickr güzellemesi oldu. Eh…
Marco Facciola isimli 16 yaşında zanaatkar ruhlu bir eleman tamamı ahşap parçalardan oluşan bir bisiklet üretmiş.
Zincir sisteminin dahi ağaçtan işlendiği bu bisikleti üretmeye dedesinin 2.dünya savaşı hikayeleri sonucunda karar vermiş. (Dedesi Hollanda’da savaş ortamında bisikletlere ahşap tekerlekler yaptıklarını anlatırmış.) Hikayeyi, bisikletin detaylarını ve resimleri kendi yazısında bulabilirsiniz: Building a Wooden Bicycle – Leo Valley Tools / Woodworking Newsletter
Bu haberi neden iletiyorum? Sadece Marco’nun hürmetine değil elbette. Aşağıda meneame aracılığıyla bulduğum bir kaç ahşap bisiklet ve bir tane de ahşap Harley Davidson yorumu:
60’ların Dieter Rams imzalı Braun tasarımlarıyla günümüz Apple ürünlerinin tasarımları arasındaki dikkat çekici benzerliklerin altı çizilmiş.
Zamanında “Dieter Rams üzerine” diye kısa bir ileti yazmıştım. 20.yüzyılın en önemli ürün tasarımcılarından biri olan Rams’ı tanımayanlar için bir başlangıç noktası olabilir ve Apple firmasının tasarım felsefesini etkileyen prensiplerin bir kısmını belki hatırlamış olursunuz.
Google‘in resmi blogunda uzun zamandır hakkında konuşulan Gphoneın ne menem bir şey olacağına dair bir ileti yayınlandı.
Meraklılar son ayların çılgınlığı iPhone gibi bir nesne değil, bir işletim sistemi olarak planlanan gphone yani android hakkında aşağıdaki linklerden bilgi alabilir.
Nanotechnology, undoubtedly, is the next big thing in the course of human civilization.
A big change is coming, and it may (will) affect everything. The way we produce objects, the way we process materials, the whole economic system.
Nanotechnology can basically be defined as “building by atoms”. And if you wonder how is this possible, I strongly suggest that you have a look at this animated video. A mind blowing visualisation of a production facility of tomorrow (not 100 years, but 10 to 20 years from now), and opening new horizons.
Engadget‘in The Raw Feed‘den alıntıladığı iletide Mısırlı araştırmacı Mohamad Abou El-Nasr’ın geliştirdiği wi-fi bağlantılı akvaryum projesinden bahsediliyor. Lantronix firmasının düzenlediği “Wireless Design Competition” (kablosuz tasarım yarışması) 3.sü olan Wi-Aquarium ismindeki proje sayesinde akvaryumunuzu uzaktan bir webcam yardımı ile gözleyebilir, balıklarınızı besleyebilir, akvaryumunuzdaki ısıtma ve filtre sistemini kontrol edebilir hale geliyorsunuz.
Araç sayesinde nerede olursanız olun email aracılığıyla akvaryumunuzdaki sakinlerin durumunu takip etmeniz mümkün. Akvaryumun sonuçta kontrol edebileceğimiz bir hacimde kurulmuş minik bir ekosistem olduğunu düşündüğümüzde benzer uygulamaların daha büyük ölçekli ve karışık sistemlerde kullanılabileceğini bize hatırlatan keyifli ve faydalı bir ürün. Akvaryum tutkunlarının hoşuna gidecektir.
Engadget yazarı bu ürün ile donatılmış akvaryumları bir zamanların çılgınlığı Tamagotchi ile ilişkilendirmiş ve bu projenin Tamagotchinin ilk başta olması gereken şey olduğunu yazmış. Bence pek bir alakaları yok. Tamagotchi’nin en büyük esprisi onu sürekli yanımızda taşımamız ve sanal bir hayvanla fiziksel bir bağımlılık kurmamızdı(!)
Wi-aquarium’ın sağladığı akıllı bir kontrol sisteminin ve genelde akvaryum sahibinin gözlemci olduğu bir tecrübenin teknoloji sayesinde akvaryumdan uzakta olunan noktalara daha iyi yansıtılması. Teknolojinin geldiği noktada bunun sanal bir tecrübe olarak adlandırılmaması gerek.Tamagotchi ise bir dönemin tekno-sosyal fenomeni olarak sanal dünyanın bir klasiği olarak anılmaya devam edecek.