Turgutbey köyü yakınlarından unutulmaz bir pazar gününü buraya da sabitlemek üzere yollanmış bir not:

ogomogo.com’da yayınlanmış Türkçe yazı ve iletiler.
Turgutbey köyü yakınlarından unutulmaz bir pazar gününü buraya da sabitlemek üzere yollanmış bir not:

30 yıllk berber balıkçı olmuş… Berberlik zanaat, balık lokantası işletmek ayrı bir zanaat. Iki seçeneğin de geleceği parlak değil ama ya tutarsa?

Nedir bu frappé çılgınlığı??
Şenol Küçükyıldırım, Demirhan Baylan, Robert Reigle ve Şevket Akıncı‘nın kaydettiği albüm “CENTURY” AK Müzik etiketiyle nihayet fabrikadan çıktı! Perşembe günü müzik dükkanlarına dağılır (tabii Türkiye hızıyla).
Parantez içindeki yorum bana ait değil. Ne yapıp edin Century’yi edinin!
Barcelona’daki L’Illa Alışveriş merkezinin geçici promosyon ve etkinlikler düzenlenen kısmında şu günlerde yukarıdaki görüntü var. Zamanlama olarak ilginç olmuş doğrusu.
Muhtemelen o alanı kiralayıp, uyduruk bir balonu oraya yerleştiren İsviçre turizm tanıtım ofisi ve de yanına cami minareli çocuk oyun alanını tasarlatıp, yerleştiren alışveriş merkezi yöneticileri meşhur referandumdan bihaber Tayyipsiz ve tasasız bir yaşam sürüyorlardı. Bu arada arasalar, tarasalar bundan daha fazla nasıl “politically correct” olunabileceğinin yolunu da bulamazlardı… (Minarenin yanında Eyfel ve Piza kulelerinin de replikaları var. Çocuklar tüneller, merdivenler ve kaydıraklarda oynarken, ana-babalarının alışveriş için çıldıracağı varsayılıyor.)
ps: Bu arada Pere Julia’nın dün facebook duvarına astığı şu habere de bir link vereyim:
Suisse : « J’ai construit ce minaret pour protester » Il est suisse, il s’appelle Guillaume Morand, il n’est pas musulman, il est propriétaire de la chaîne de magasins de baskets Pomp it up et il vient de construire un minaret sur le toit du siège de son entreprise à Lausanne pour manifester son opposition à l’interdiction de construire des minarets, décidée par 57% des votants lors du référendum organisé en Suisse le 29 novembre…
Hınç, az evvel yazdığım iletiyle ilgili bu yazıyı yollamış! Ben de buraya asıyorum. Arşivde dursun. Balıkla beyaz şarap içilir denklemine dur demek için çok geç kalındı:
Cumhuriyet gazetesinin Anadolu Ajansından, Anadolu Ajansının ise İndependent gazetesinden aktardığı bir haberde araştırmacılar kırmızı şaraptaki demirin deniz ürünlerindeki maddelerle reaksiyona girdiğini ve böylece ağızda hoş olmayan bir tat oluştuğunu belirlediler denmiş.
Neye göre hoş olmayan bir tat olduğu net olarak belirtilmemiş ama haberin formatı nedeniyle klasik bir beyaz şarap (yani benim gibi düşünenlerin naçizane görüşümüzce üzüm suyu) lobisi operasyonu ile karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz. Kırmızı şarapta yoğun olan demirden dem vurulurken haberin sonunda beyaz şarapta da vardır aslında demir ama toz, nakliyat gibi dış mihrakların ürünüdür bu falan diye kem küm edilmiş.
Damak tadınızın kahyası sizsiniz sevgili kırmızı şarapseverler. Ciddiye almayın böyle haberleri. Bilimsel araştırmaları araç olarak kullanarak batıl inanışları savunanlara kanmayın, kırmızıdan şaşmayın. Bu noktada sevgili Çoşkun hocayı anmadan geçemeyeceğim. Kendisini tanıyan tanır. Detaya gerek yok.
İlle beyaz şarap içeceğim çipuranın yanında diye inat ediyor ve araştırmayı yapan Japon bilginlere güveniyorsanız hangi beyaz şarabı içmeniz gerektiğini de kendilerine danışabilirsiniz.
Her neyse, bu sefer beyaz şarap komplosunda maşa olarak kullanılan şahıs California Üniversitesinden Prof. Takayuki Tamura ile meslektaşları olmuşlar. Soğukkanlı bir bilimsel tavırla yaptıklarına şüphe duymadığım araştırmalarına ilişkin makale Journal of Agricultural and Food Chemistry‘de yayınlanmış:
“Beden dersi 1 saat ve seçmeli olmuş bir ülkenin Dünya Kupası’na gitmeye hakkı yoktur…”
Mehmet Demirkol, aşağıdaki bağlantıdan ulaşacağınız makaleyi Türkiyenin Dünya Şampiyonası elemelerindeki başarısızlığının sağlamasını yaptıktan sonra yazmış. Kendisi haklı: beden eğitimi dersi 1 saat ve seçmeli olmuş bir ülkenin Dünya Kupası’na gitmeye hakkı yoktur…
Ömer Aşık faul atmayı öğrendiğinde bu notu sileceğim.
Konuyla ilgili link: Eurobasket 2009: Türkiye-Sırbistan 69-64 / maç istatistikleri
Hidayet ise 1/16 lik enteresan bir FG yüzdesi yakaladı ama bu muska misali not Ömer’le ilgili.
Teksatir.com´da söyle bir bilgi okudum. Not olarak buraya da ekliyorum:
2009 yılında Türkiye, şaraplık üzüm üretiminde; İspanya, Fransa ve İtalya‘dan sonra dördüncü sırada… Dünyada 65–66, bizde 4 milyon ton üzüm yetişiyor, ama onlar %90’ından, biz %2’sinden şarap yapıyoruz. Dünyadaki bağların 1/12’si ülkemizde; ama AB vatandaşları yılda 30 litre, Türkler 0,9 litre şarap içiyor. Ve 150 milyarlık pazardan 4 milyon dolar pay alabiliyoruz.