Category Archives: design

Perros by MuereBoriz ve flickr video mevzuu


Nanometraje animado por MuereBoriz. Música y sonido original de Alonso Quijada

Daha evvel MuereBoriz’in kurduğu flickr komunitesi QuiltroProject‘ten bahsetmiştim. Yukarıdaki Perros isimli nanometraj yine MuereBoriz’in çalışması.

Flickr Videonun kullanıma girmesini hatırına yukarıdaki videoyu hem hoşuma gittiği için hem de denemek için ekledim. (Bu arada kendim de upload amaçlı hmmm… videonotunu yükledim, web arayüzünden video yükleme prensip olarak fotoğraf ile aynı şekilde işliyor: hmmm…)

Yeni seçeneğe tepki gösterenler olsa bile grafik ve hareketli görüntü çalışan flickr üyelerinin bu opsiyonu çalışmalarını sunmak için kullanacağına eminim. Flickr arayüzünde ya da genel kullanım mantığında büyük bir değişikliğe gitmeden bu yeniliği sistemine eklemiş.

Sayısal fotoğraf makinesi, cep telefonu veya iğne deliği kamera kullananlara, görüntü yaratmak için bileğini konuşturan sanatçılara, balayı fotoğraflarını paylaşanlara ya da sadece görüntü depolayanlara ve hatta eksibisyonistlere kadar yüzbinlerce kişinin şu ana kadar bu servisten yararlandığını düşünürsek kısa süreli video seçeneğinin eklenmesi ancak kendisini görüntülerle ifade edenlerin seçeneklerini arttırıyor.

Flickr’in belki de en iyi özelliği olan dostane komunitelerin gelişmesine önayak olan kullanıcının eklediği kendine ait görüntü ve diğer katılımcıların yorum ve notlarını öne çıkaran şeffaf tasarım ve akıllıca çözülmüş mimarinin sağladığı kişisel gizlilik özelliği video eklenmesiyle pek değişmemiş diye düşünüyorum. Öte yandan flickr APIsi aracılığıyla videoların daha değişik uygulamaları zenginleştireceği de aşikar.

Gruplar, etiketler, bunların kombinasyonundan oluşan clusterların arasına ileride sadece videolardan oluşan gruplar ve küçük komuniteler oluşacaktır. (Grup yöneticileri, grubun türünü sadece fotoğraf, fotoğraf + video ya da sadece video eklenebilir şeklinde sınırlandırabiliyorlar!)

Yine de tepki gösterenlerin de muhtemelen kendilerince haklı oldukları yönler vardır. flickr ile yaşadıkları “aichaku” ilişkisi bunun nedenlerinden biri gibime geliyor. Bu meselenin nereye kadar varacağını bilemiyorum ama kullanıcı adının üzerine “no video” eklemiş bir kaç kişi gördüm. 🙂 Belki durumdan memnun olmayanlar başka servislere yelken açarlar?

Perros‘dan yola çıktık ama gerisi tam bir flickr güzellemesi oldu. Eh…

Aichaku, bir nesneyi işlevi nedeniyle değil, sadece varoluşu nedeniyle sevmeye japon kültüründe verilen isim. Bu kavramı John Maeda, “The Laws of Simplicity (Simplicity: Design, Technology, Business, Life)” kitabında tasarımcı ve kullanıcı perspektiflerinden ele alıyordu.

iPhone’a karşı Nokia Tube

Apple iPhone‘nın 3G (3N!) versiyonunun bu yaz piyasaya sunulması beklenirken Nokia, S60 Touch UI (dokunmatik etkileşimli arayüzü uyumlu S60) temelli bir işletim sistemi kullanacak Nokia Tube isimli projesini ilk defa günyüzüne çıkardı.

Konuyla ilgili diğer blog yazıları:

Nokia Tubeın muhtemelen iPhone 3G ile aynı zamanlarda piyasaya çıkması bekleniyormuş!

Beart – Alvaro Tapia

Beart by Alvaro Tapia
Beart
(Originally uploaded by alvarotapia)

Tasarımcı arkadaşım Alvaro Tapia bir süredir flickr’da çalıştığı bir dizi ilüstrasyonu yayınlıyordu. Yukarida o diziden “Emmanuelle Beart” versiyonu!

Hem flickr sayfasını, hem de bir kaç hafta evvel lanse ettiği kişisel sitesini ziyaret etmenizi öneririm.

Ahşap Bisiklet

Marco Facciola isimli 16 yaşında zanaatkar ruhlu bir eleman tamamı ahşap parçalardan oluşan bir bisiklet üretmiş.
Ahsap Bisiklet

Zincir sisteminin dahi ağaçtan işlendiği bu bisikleti üretmeye dedesinin 2.dünya savaşı hikayeleri sonucunda karar vermiş. (Dedesi Hollanda’da savaş ortamında bisikletlere ahşap tekerlekler yaptıklarını anlatırmış.) Hikayeyi, bisikletin detaylarını ve resimleri kendi yazısında bulabilirsiniz:
Building a Wooden Bicycle – Leo Valley Tools / Woodworking Newsletter

Bu haberi neden iletiyorum? Sadece Marco’nun hürmetine değil elbette. Aşağıda meneame aracılığıyla bulduğum bir kaç ahşap bisiklet ve bir tane de ahşap Harley Davidson yorumu:

60ların Braun ürünlerinden Apple’in geleceğine

Rjcp, gizmododa yazılmış bu yazıyı yollamış:
1960s Braun Products Hold the Secrets to Apple’s Future– tavsiye ederim.

60’ların Dieter Rams imzalı Braun tasarımlarıyla günümüz Apple ürünlerinin tasarımları arasındaki dikkat çekici benzerliklerin altı çizilmiş.
Mac Speaker.Apple imac

Zamanında “Dieter Rams üzerine” diye kısa bir ileti yazmıştım. 20.yüzyılın en önemli ürün tasarımcılarından biri olan Rams’ı tanımayanlar için bir başlangıç noktası olabilir ve Apple firmasının tasarım felsefesini etkileyen prensiplerin bir kısmını belki hatırlamış olursunuz.

gphone

Google‘in resmi blogunda uzun zamandır hakkında konuşulan Gphoneın ne menem bir şey olacağına dair bir ileti yayınlandı.

Meraklılar son ayların çılgınlığı iPhone gibi bir nesne değil, bir işletim sistemi olarak planlanan gphone yani android hakkında aşağıdaki linklerden bilgi alabilir.

ps: Bu arada bu iletiyi textmate ile yolluyorum. bir enayilik olmazsa blogumu daha sık(!) yenilememek için hiç bir bahanem kalmayacak.

Productive Nano Systems: The future of manufacturing, the next industrial revolution

Nanotechnology, undoubtedly, is the next big thing in the course of human civilization.

A big change is coming, and it may (will) affect everything. The way we produce objects, the way we process materials, the whole economic system.

Nanotechnology can basically be defined as “building by atoms”. And if you wonder how is this possible, I strongly suggest that you have a look at this animated video. A mind blowing visualisation of a production facility of tomorrow (not 100 years, but 10 to 20 years from now), and opening new horizons.

Are we ready? 😉

http://www.youtube.com/watch?v=vEYN18d7gHg

More posts to come about this topic..

Dragut

Wi-Aquarium – wifi bağlantılı akvaryum

Engadget‘in The Raw Feed‘den alıntıladığı iletide Mısırlı araştırmacı Mohamad Abou El-Nasr’ın geliştirdiği wi-fi bağlantılı akvaryum projesinden bahsediliyor. Lantronix firmasının düzenlediği “Wireless Design Competition” (kablosuz tasarım yarışması) 3.sü olan Wi-Aquarium ismindeki proje sayesinde akvaryumunuzu uzaktan bir webcam yardımı ile gözleyebilir, balıklarınızı besleyebilir, akvaryumunuzdaki ısıtma ve filtre sistemini kontrol edebilir hale geliyorsunuz.

Araç sayesinde nerede olursanız olun email aracılığıyla akvaryumunuzdaki sakinlerin durumunu takip etmeniz mümkün. Akvaryumun sonuçta kontrol edebileceğimiz bir hacimde kurulmuş minik bir ekosistem olduğunu düşündüğümüzde benzer uygulamaların daha büyük ölçekli ve karışık sistemlerde kullanılabileceğini bize hatırlatan keyifli ve faydalı bir ürün. Akvaryum tutkunlarının hoşuna gidecektir.

Engadget yazarı bu ürün ile donatılmış akvaryumları bir zamanların çılgınlığı Tamagotchi ile ilişkilendirmiş ve bu projenin Tamagotchinin ilk başta olması gereken şey olduğunu yazmış. Bence pek bir alakaları yok. Tamagotchi’nin en büyük esprisi onu sürekli yanımızda taşımamız ve sanal bir hayvanla fiziksel bir bağımlılık kurmamızdı(!)

Wi-aquarium’ın sağladığı akıllı bir kontrol sisteminin ve genelde akvaryum sahibinin gözlemci olduğu bir tecrübenin teknoloji sayesinde akvaryumdan uzakta olunan noktalara daha iyi yansıtılması. Teknolojinin geldiği noktada bunun sanal bir tecrübe olarak adlandırılmaması gerek.Tamagotchi ise bir dönemin tekno-sosyal fenomeni olarak sanal dünyanın bir klasiği olarak anılmaya devam edecek.

Broadband Wireless Exchange Magazine web sitesinde yukarıda bahsettiğim yarışmanın diğer katılımcılarının ürünlerini de bulabilirsiniz: Wi-Fi Creeps Into Aquariums, Alarm Clocks and other Smart Adaptable Network Devices

World’s smallest book thanks to nanotechnology

Dragut, who is cowriter of this blog sent me a few links related with nanotechnology during the week. It seems that we will go on publishing interesting news and information about nanotechnology and its applications to product design field.

The one you will read now is rather a scientific challenge in order to force the limits of this technology: According to what is published in nanowerk.com, publisher Robert Chaplin and the scientists at the Nano Imaging Facility of Simon Fraser University created the world’s first nano-scale book.

The book even has an ISBN Book Number and if you have an electron microscope you would be able to read it: it is sized 0.07 mm X 0.10 mm. 🙂

The production of the nanoscale book was carried out at SFU by publisher Robert Chaplin, with the help of SFU scientists Li Yang and Karen Kavanagh. The work involved using a focused-gallium-ion beam and one of a number of electron microscopes available in SFU’s nano imaging facility.

With a minimum diameter of seven nanometers (a nanometer is about 10 atoms in size) the beam was programmed to carve the space surrounding each letter of the book.

The book is made up of 30 microtablets, each carved on a polished piece of single crystalline silicon, and has its own International Standard Book Number, ISBN-978-1-894897-17-4.

A Cheaper New Technology for Solar Power

As I usually do, I will say the last thing first, because this one is really striking:

“The energy that reaches earth from sunlight in one hour is more than that used by all human activities in one year”

Wow, I didn’t know that! And they call them ‘high-tech’, all those internal combustion engine cars, turbo diesels, and even hybrids.. It’s all the same crap!

For those who are expecting to see the days finally this abundant source of energy will be widely used on earth, I have good news!

Massey University’s Nanomaterials Research Centre is presenting a newly developed technology that will have cheaper initial costs for solar electric power production, making it more accessible to home owners.

Although it still is in the development phase, the technology is inspired by plants, and it is promising to be 10 times cheaper and much more effective than silicon based photo-electric solar cells.

Dr Wayne Campbell and researchers in the centre have developed a range of coloured dyes for use in dye-sensitised solar cells. The green dye uses a synthetic chlorophyll, a derivative of the light-harvesting pigment plants use for photosynthesis.

Besides being cheaper, I believe that this dye-based technology has another major advantage: It has colour! So instead of the 80’s shiny solar panel looks dictated by the old technology, this one lets people free to choose colour, not only among shades of green, but also other tones too, although the non-greens being based on haemoglobin, the compound that give blood its colour (ahem!)…

Hopefully in our lifetime, instead of paying heating and electricity bills or filling the tanks of our vehicles with petrol, we will be able to use a “really-high-technology” in our autonomous houses that will enable us to use more efficiently the free energy offered by the sun, or travel in our electric powered super-silent vehicles in peace, as far as we desire, without killing each other -and ourselves- with the toxic fumes coming out of the exhausts, and the fear of running out of gas.

For further information, please visit the Massey University website:

http://masseynews.massey.ac.nz/2007/Press_Releases/04-04-07.html