Tag Archives: Turkey

18-01-08 @ GalataPerform Cotton AV performs FreeStyleVisuals

January 18, 2008 8:3011pmGalataPerform Cotton AV performs FreeStyleVisuals– at Galata Perform, Istanbul

On the 18th of January 2007, 20:30 at Galata Perform (Buyuk Hendek Cad. No.37/1, Galata Kuledibi, Beyoglu, Istanbul/Turkey), Cotton AV will perform freestyle a 1 hour set visuals with a wide range of music from early 70s electronic music to classical music.

Music such as Gorgio Morroder, Gary Numan, Dr. Huso, Scott Walker, Anubian Lights, Henry Purcell, Brian Eno, Huun Huur Tu, Goblin, Arild Endersen, Arvo Paart, Psychic TV…

Some of Cotton AV videos and past performances could be find on myspace.com/cottonav.

(bu sayfada da) Vestel Yakıt Pilleri (hakkında bilgi yok)

Hürriyet – Zorlu’nun ‘sırrı’ açıklandı

Alternatif enerjiler konusunda Ar-Ge çalışmaları yürüten Vestel ekibinin geliştirdiği ve yaklaşık bir yıl içinde tüketime sunulacağı belirtilen hidrojen bazlı yakıt pilleri ile enerji sistemleri tanıtıldı.

Vestel araştırma ve geliştirme (Ar-Ge!) çalışmaları sonucunda geliştirdiği hidrojen bazlı yakıt pillerinin tanıtımını yapmış. Çok olumlu ve ilginç bir teknolojik gelişme. Özellikle Türkiye’de bulunan bir hammaddenin (boraks) katma değeri çok yüksek bir şekilde değerlendirilmesi ve gündemde olan temiz enerji ve hidrojen enerjisi gibi kavramlara ilişkin bir teknolojik erişim olması hakkında konuşulmayı da anlamlı kılıyor.

Velhasıl haberi okuduktan sonra heyecanla yöneldiğim Vestel web sitesinde konuyla ilgili hiç bir habere ulaşamadım. Kurumsal sayfalarından Ar-Ge departmanının sitesine bağlantı verilmiş: vestelrd.com . Sayfa açılmıyordu. O anda yaşanan bir yüklenmeden dolayı sorunlar yaşamış olabileceklerini tahmin ettim ama bugün halen sayfaya erişilemiyor. (Konuyu biraz daha kurcalayınca ekşisözlükte vestelrd sayfasına ilişkin tek girdiden sayfanın en büyük özelliğinin açılmaması olduğunu anlıyoruz.)

Vestelin Ar-Ge departmanının yenilikçi çalışması övgüyü hakediyor. İletişim ve bilgi işlem departmanları ise ürün ve teknolojik erişimlerin tanıtımı konusunda sanki daha geride kalmışlar gibi. Öncü ve inovasyona önem veren büyük bir kurum basın ve tanıtım toplantıları dışında kalan kanalları da iyi kullanmaya özen göstermeli. Web sayfasından iyi faydalanmak bir başlangıç olabilir.

nostalji! YASAKLAR – yayın yasağı

Devekuşu Kabare Tiyatrosunun efsane oyunlarından YASAKLAR‘dan YAYIN YASAĞI isimli kısmı günümüzün anlam ve önemi gereğince sayfama ekliyorum. Nasıl olsa şu şekilde veya bu şekilde dileyen youtube a erişebilir. Tek video servisi veren sayfa youtube değil elbette ya…

İzlemeyecek olanlar içinse özet:

minik kelebek
miniksin kelebek
dur sakince dur
uçmak ne demek
fazla gezinme
git bir dalda dur
kanat çirpmadan otur…

kitap- İSPANYA-TÜRKİYE: 16.Yüzyıldan 21.Yüzyıla Rekabet ve Dostluk

İSPANYA-TÜRKİYE
16.Yüzyıldan 21.Yüzyıla Rekabet ve Dostluk

Pablo Martin Asuero (Ed.)
Çeviri: Peral Bayaz Çarum
352 sayfa, 25,–TL
Aralık 2006
Tarih ve Coğrafya Dizisi – ISBN : 975-6051-51-5
Kitap Yayınevi. kitapyayinevi.com

Kaptan-ı Derya Sinan Paşa 1693 yılı Eylül ayında Sicilya sularında seyrederken Sicilya’nın İspanyol kral naibine şu mektubu yazıyordu: “İyiliksever İsa’nın müminleri arasında kral naibi seçilen Devletli ve Haşmetli Efendim. … Bu mektubu, orada yaşayan zavallı bir kadının, annemin varlığından sizi haberdar etmek için yazıyorum. Yaşamının son günlerinde bu kadıncağızı görmek istiyorum. Umarım bu mektubu alınca annemi bir tekneye bindirerek gönderirsiniz, onu görmekten başka kötü bir niyetim yok. Onu gördükten sonra, geçenlerde kardeşimi gönderdiğinizde yaptığım gibi, geri gönderirim. …” İspanya ile Türkiye’nin yüzyıllardır süregelen inişli çıkışlı ilişkilerinden yalnızca bir ânı yakalıyor bu mektup…
(Kitap tanıtım sayfasından alıntı. Devamı için tıklayın.)

Ocak ayı başında çok kısa bir süreliğine Ankara’dayken Kitap Yayınevinin yayınladığı Türkiye-İspanya kitabından haberdar olmuştum. Dost Kitabevine ve Kızılaydaki kitapçılara uğrayacak vaktim olmadığından 5 dakikalığına Armada’daki Remzi Kitabevine uğradım. Ellerindeki son kitabı aynı sabah sattıklarını söylediler!!! Kısmet değilmiş dedim.

Henüz de toparlanıp ısmarlamadığım için kitap elime geçmedi ama bu konuyla ilgilenebilecek kişileri haberdar etmek üzere bu iletiyi yazıyorum. (Özellikle Cronicas Otomanas’dan Pere abi’nin ilgisini çekecektir bu kitap 🙂 )

bir nic.tr değerlendirmesi

Türkiye’de internet alan adlarını organize etmekle yükümlü kurum nic.tr.

Dünyada pek çok ülkede alan adlarının dağıtımı benzer bir kurumdan organize edilip, daha sonra kendi tarafından ya da aracı şirketler aracılığıyla satışa sunuluyor. Türkiye’de de teorik olarak durum bu. Aradaki fark sanıyorum diğer ülkelerde satış ve kayıt gerçekleşirken, Türkiye’de satış ve kayıt değerlendiriliyor ve bu aşama oldukça uzun sürüyor.

Son günlerde nic.tr ile yaşadığımız ve anlamakta zorlandığım problemi anlatmadan evvel bundan 9 sene evvel İstanbul’da çalıştığım şirketin alan kaydı macerasını da hatırlamış oldum. Nic.tr, belki adı değişikti bilemiyorum ama mentalite çok farklı değil, ticaret sicil kaydı bulunan bir şirkete yahu bu şirketin ismi çok genel, bu ismi veremeyiz gibisinden uyduruk bir nedenle zorunlu olarak upuzun bir alan adı aldırmıştı. Daha sonra o tarihten 7-8 sene sonra şirketin en sonunda kendi alan adını aldığını görmüş ve uzaktan sevinmiştim. İşler normalleşmiş diye.

Son günlerde Martin Mystere (Hakan) ile bir halt ettik, afedersiniz, ve bu nic.tr denen kurumdan bir alan adı almaya karar verdik. (Bundan tam 3 hafta evvel: 16 Kasım 2006 ) Ben yurtdışında yaşadığım için daha kayıt olma sırasında sorunlar yaşadım. Büyük ihtimalle kendi atladığım bir nedenle kayıt olamıyordum. (alan kaydı yapma değil, alan kaydı başvurusu yapabilmek için gerekli kullanıcı adını almak için siteye kayıt olma aşamasındaki başarısızlık)

Fazla üstelemedim ve bunun üzerine Hakan işi üzerine aldı. Kendisinin nic.tr ile daha taze tecrübesi olduğundan ve bende bu güzide kurumun müşteri servisi ile mailleşme trafiğine girmemek için haliyle çok memnun oldum. Sonuçta o anda bu kararı sadece pratik nedenlerle aldık. Bugün 6 Aralık 2006. Nic.tr arada geçen süre içinde bir sürü belge istedi.(dilekçe dahil) Kendilerine bunları yolladık. (2 hafta evvel) Halen ses yok. Bugün atılan “Bizim bir alan kaydı işi vardı, ne oldu ? Ses çıkmadı..” mesajımıza da, başvurunuz değerlendirilmektedir diye bir cevap gelmiş. Kısaca bugün git, yarın gel yani.

Bravo!

3 hafta mı değerlendiriyorsunuz alan adı başvurularını? Anlam vermekte zorlanıyorum. Düz mantıkla kendime soruyorum acaba google da site:*.co.uk araması yaptırıldığında neden 24milyon sonuç çıkarken, site:*.com.tr aramasına 300bin sonuç çıkıyor? Bunun nedenlerinden biri bu anlamsız değerlendirme aşamaları olamaz mı? Bence %100 kesin etkisi var.

Bugün herhangi bir alan adını 10 dakikada kaydedip (.com, .es ya da her neyse efsanevi .tv mesela) neredeyse 4-5 saat içinde, en fazla 1 gün içinde bir web sitesini hayata geçirmek mümkün. Bu sitenin niteliği kişisel olabilir, ticari olabilir, kar amaçlı ya da sosyal amaçlı olabilir, yatırım amaçlı olabilir, herşey olabilir. Bundan nic.tr’ye ya da başka bir kuruma ne ayrıca?

Elalem kendi ülkesinin rekabet gücünü arttırabilmek için şirket kurulum işlemlerini bile 1-2 günde halledilebilir hale getirmeye çalışıyor, bizim alan adı 3 haftadır değerlendiriliyor.

nic.tr kesinlikle “değerlendirme” yapmaktan elini çekmeli ve alan adı kayıt işlemlerini olabildiğince serbest bırakmalı. Devlet kurumları ve benzerleri (.gov, .edu, .mil) gibi uzantılar hariç herşeyi serbest bırakmalı.

Hem kendi işleri kolaylaşır hem de eminim .tr uzantılı web sitelerinin sayısı artar. Bu işi hayır için yapmadıklarını tahmin edersek gelirleri artar ve internet alan adları konusunda yapacakları diğer atılımlarla .tr uzantısını değerlendirecek (ing.value,isp.valor anlamında) projeler geliştirmeye konsantre olurlar.

Bu işten ticaret yapanlar da elbette çıkacaktır ya da kendi ismiyle ilişkisi olmayan kelimeleri alan adı olarak kaydedenler. Düzene ve hukuka uymayan durumlar varsa onlarla mücadele etmeyi önceden durdurmaya çalışmak yerine ticari, kişisel haksızlıklar ve saldırıları araştırıp, yargılamaya yönelik kurumların eline bırakırlar. O zaman başka meseleler tartışılır yok o şunu yaptı, bunu yaptı, ismimi çaldı gibisinden ama şu an yazdığım o tartışmaların seviyesi bu yazdığım iletiden bir aşama ilerisidir en azından.

Yok ille de değerlendirmek istiyorlarsa ve buna devam edeceklerse başvurulara 1 gün içinde nasıl cevap vereceklerini düşünebilirler. Otomatikman reddebilirler mesela. En azından haddimizi biliriz. Başka çözüm ararız.

Bu konuda tecrübeleri ve fikirleri olanlar lütfen yorumlarını eklesinler.

Bu arada Volkan Özçelik’in DonKişot blogunda yayınladığı .com.tr tecrübesini anlattığı Vogon Bürokrasisi iletisini de okumanızı tavsiye ederim. Kendisini tebrik ederim: 2 gün içinde tamamlamış işlemleri yine de insana Kafkamsı görüntüler hatırlatan bir dizi belge var orada.