Tag Archives: nature

Ekolojik Fitness Merkezi Lumen

Treehugger‘da Valdespino de Somoza‘da (León, İspanya) yaşayan beden eğitimi öğretmeni Manuel de Arriba Ares’in enteresan bir girişiminden haberdar oldum.

Sadece ahşap ve geridönüştürülmüş malzemelerin kullanılmasıyla geliştirilmiş cimnastik aletleri sayesinde şu ana kadar haberdar olduğum en ilginç fitness merkezi yaratılmış. Alçak teknoloji örneği bu girişimi tüm Çakmaktaş ve Moloztaş’lara yapılmış bir güzelleme olarak tanımlıyorum:

Bu tesisin geri kalan fotoğraflarını flickr’da görebilirsiniz:

ekolojik fitness merkezi Lumenekolojik fitness merkezi Lumenekolojik fitness merkezi Lumen

Bitkisel Güneş Reaktörleri

Sustainablogun yayınladığı “İngiliz Bilimadamları Yaprağın Gücünü Araştırıyor” başlıklı yazı sayesinde güneşten verimli enerji kaynağı olarak faydalanmayı sağlayacak yapay klorofil üretimi konusunda yapılmakta olan bazı bilimsel araştırmalarla ilgili bir kaç web sitesine ulaştım.

Bu çalışmaların ortak yanı verimliliği arttırma yöntemi olarak bilimadamlarının, biomimicry (bionics) kavramı yani modern teknoloji ve yeniliklerin geliştirilmesi sırasında doğada varolan benzer sistem ve oluşumların incelenerek, ilham kaynağı olarak değerlendirilmesi, hatta kopyalanmasına konsantre olmalarında yatıyor. Dünyayı ve doğayı çok daha iyi anlamamıza yarayan biomimicry araştırmaları sayesinde, doğanın evrimi sırasında sınanmış, denenmiş teknoloji ve sistemlerin yeni yaşam biçimleri ve ihtiyaçlara uygulanmasını hızlandırmak mümkün. Bu sayede doğadan elde edilen kaynakları hammadde ya da zenginleştirilmiş olarak direk tüketmektense, onları oluşturan süreçleri ve sistemleri irdelemek bu kaynakları farklı şekillerde değerlendirme esnekliğini bize kazandıracaktır.

Ayrıca hali hazırda kullanılan sistemlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi de mümkün: örneğin Sustainablog’da bahsi geçen National Geographic’te yayınlanmış haberde Imperial College’da ki Prof. James Barber ve bir grup bilimadamı, gerçekleştirdikleri çalışmalarla bitkilerin fotosentez sürecini oluşturan kimyasal reaksiyonların daha iyi anlaşılması ve kopyalanması sayesinde güneşten enerji kaynağı olarak sadece üzerine yansıyan ışınların %6sını kullanılabilir enerjiye dönüştürebilen klasik güneş enerjisi panellerine göre daha fazla verim alınabileceğini iddia ediyorlar. J. Barber’ın araştırmasının enteresan bir yanı sadece güneşi değil, bitkileri ve fotosentez süreci sonrasında açığa çıkan oksijen ve hidrojen ayrışmasını incelemesi. Bu sayede yenilenebilir enerji kaynağı olarak çoğu zaman ayrı ele alınan güneş ve biyokütlelerin tek sürecin parçası olarak irdelenmesi söz konusu. Yazının başlığını da bu nedenle “Bitkisel Güneş Reaktörleri” olarak seçtim. Bayağı “high-tech” geliyor kulağa ama sonuçta örneğin bir patates tarlası da bitkisel bir reaktördür diyebiliriz. Konuyu daha sulandırmadan sizi yönlendiriyorum:

Splitting Water Molecules the Next “Green” Power Source? – National Geographic News

Plants use photosynthesis to capture energy directly from the sun, a feat that humans have been striving to achieve for years via solar cells.

“How will mankind be able to supply itself with the levels of energy it needs?” asked James Barber, a biochemist at Imperial College London.

“Really, there is only one solution … to use the enormous amount of sunlight available to us.”

An hour of sunlight falling on Earth equals all the energy that humans use on average in a year.

But to date solar cells have been inefficient energy converters—the most efficient plastic solar cells on today’s market convert only 6 percent of sunlight into usable energy.

Another option is to mimic the chemical reactions in photosynthesis, Barber said, specifically a step known as water splitting…

Rüzgara karşı seyir: Rüzgar Değirmenli Tekne

TreeHugger‘da yanda gördüğünüz rüzgar enerjisiyle ilerleyen 11 metre boyunda Revelation 2 isimli Twins 36 tipi katamaran ilgili bir ileti vardı. Bir katamaranın rüzgarla ilerlemesi çok şaşırtıcı değil. Revelation 2’yi ilginç kılan bu işin yelkensiz halledilmiş olması.

Windmill Sailboat: Sailing Against the Wind TreeHugger

Rüzgarın çevirdiği değirmenler bir rüzgar türbininin bu hareketi su altındaki pervanelere aktarmasını sağlıyorlar ve tekne ilerliyor. Revelation 2 bu sayede rüzgara karşı dahi gidebiliyor. Konuyla ilgili hararetli tartışmalar TreeHugger’daki linklerden de görüleceği üzere çeşitli düzeylerde devam ediyor. (Örn. Philosophy Forum: Sailing against the wind, Boat Design Forum: Windmill or Wind Turbine- powered boats. Bu sayfada da meraklıları ilgilendirebilecek bilimsel bir çalışmadan bahsediliyor: Rotterdam Scholarship of Excellence in Space Research – Windmill Shipping.

Bu arada rüzgar enerjisinin büyük boy gemi ve tankerlerde kullanımını amaçlayan akıllı bir tasarımdan da daha evvel bahsetmiştim.

Okumadıysanız; SkySail, her tankere bir yelken

Revelation 2, twins 36 - multihull centre

Çimenler hayat kurtaracak (Ntvmsnbc’den)

Çimenler hayat kurtaracak – Ntvmsnbc

Çimenler belki de gelecekte bir enerji kaynağına dönüşebilir, zira bilim insanlarına göre çimenden elde edilecek elektrik enerjisi dünya elektriğinin yüzde 19’unu karşılayabilir. Fotosentezle emdiği karbondioksit de cabası.

Geçen sene BBC’de yayınlanmış bir habere eski Ogo’s Attic blogumdan bağlantı vermiştim. Buradan ulaşabilirsiniz: Tall grasses set to power Europe

Ntvmsnbc’nin Science dergisinden aktardığı bu haber de enteresan. Benzer konularda değişik çalışmaların devam ettiği anlaşılıyor. Haberde bahsedilen araştırmanın ilginç yönlerinden biri biyoyakıt hammaddesi olarak kullanılabilecek çimenin, mısır ve soya gibi kaynaklara göre hektar başına çok daha ucuz ve verimli olması. Değerini ve verimliliğini yitirmiş pek çok tarım arazisinin biyoyakıt hammaddesi yetiştirmek için kullanılabileceğinden ve yazıda adı geçen türden ot, çimen ve yeşilliğin yaydıklarından daha fazla karbondiyoksidi emdiğini anlatmışlar.

Ben golf alanlarının benzer amaçlarla kullanılacağını düşünüyorum. Hem dünya gereksiz bir aktividen kendini kurtarır, hem de katledilmiş orman ve tarım arazileri tekrardan işe yarar bir hale gelir. 🙂 (Ogo’nun blogu golfe düşman bloglardan biridir. 🙂 )

Öte yandan bu otlar ve çimenler Ege yöresinde zeytinyağı ve limonla güzelleştirilip leziz salatalar haline dönüştürülecek ve mutfak ve yemek kültürüne yapılmış bir katkı olarakta bilim adamlarının hanesine eklenecektir. Gördüğümüz gibi başlık boşuna atılmamış: çimenler hayat kurtaracak.

Technorati: , , , ,

Stockholm and the Stockholm Archipelago photos (august 2006)

Here we go, as I promised myself(!) I am publishing some photos from our trip to Sweden before it is 2007: precisely photos from Stockholm and from the Söderviken zone of Ornö island, which is just one of 24000 islands that form the Stockholm Archipelago or better said Stockholm Skärgården (garden on the rocks). wooden boat, söderviken, stockholm archipelago, swedenSome of these so called islands are small islots and rocks. This is not to scorn what you might experience in every single one of them… Nature was very generous when we were there and everything seem to be much more protected than it is in other parts of the world.
Continue reading Stockholm and the Stockholm Archipelago photos (august 2006)

la crema de extracto de baba de caracol y la babosa sueca

Desde hace un par de días en tele aparece el anuncio de un producto cosmético curioso. Se trata de una crema a base de extracto de baba de caracol. Vaya vaya… Parece tener una infinidad de beneficios y mejoras si tenéis la piel como la cáscara de un caracol.

Quiero deciros que no soy el responsable ni del producto ni del anuncio pero si que soy yo el autor de estas fotos. Son de un bicho ambulante en la isla de Ornö situada en el archipiélago de Estocolmo. Parece ser que esta babosa aún no se ha enterado del anuncio y por supuesto no usa el extracto de baba de caracol….

Y es que cualquiera prueba esa crema después de ver eso.

Crema de extracto de baba de caracol babosa, desde arriba-söderviken, ornö, Suecia

Technorati Tags: , , , , , , ,