Siz siz olun Boeing 737nizi şehrin ortasında terketmeyin.

Tuko’nun yolladığı haber sayesinde okudum ki Hindistan’ın Mumbai şehrinde trafiği yoğun bir caddede terkedilen Air Sahara‘ya ait Boeing 737 vatandaşlar arasında hararetli bir tartışma yaratmış. Uçağın dükkanının girişini kapattığını öne süren iş sahibinin kızgınlığından, Mumbai’nin yeni bir turistik değer kazandığını düşünenlere kadar çeşit çeşit yorum yapılmış.

Kullanımdan kaldırılan uçağı kamyonuyla taşıyan şoförün yolu kaybetmiş olması ya da uçağı bir hemzemin geçitten geçiremeyip müsait bir yere terkedip gitmiş olma ihtimali üzerinde de durulmuş.

Bu haber sayesinde pilotluk mesleğine ilişkin yeni bir meslek açılımının oluştuğunu da görüyoruz: değnekçilik

Engadget‘in The Raw Feed‘den alıntıladığı iletide Mısırlı araştırmacı Mohamad Abou El-Nasr’ın geliştirdiği wi-fi bağlantılı akvaryum projesinden bahsediliyor. Lantronix firmasının düzenlediği “Wireless Design Competition” (kablosuz tasarım yarışması) 3.sü olan Wi-Aquarium ismindeki proje sayesinde akvaryumunuzu uzaktan bir webcam yardımı ile gözleyebilir, balıklarınızı besleyebilir, akvaryumunuzdaki ısıtma ve filtre sistemini kontrol edebilir hale geliyorsunuz.

Araç sayesinde nerede olursanız olun email aracılığıyla akvaryumunuzdaki sakinlerin durumunu takip etmeniz mümkün. Akvaryumun sonuçta kontrol edebileceğimiz bir hacimde kurulmuş minik bir ekosistem olduğunu düşündüğümüzde benzer uygulamaların daha büyük ölçekli ve karışık sistemlerde kullanılabileceğini bize hatırlatan keyifli ve faydalı bir ürün. Akvaryum tutkunlarının hoşuna gidecektir.

Engadget yazarı bu ürün ile donatılmış akvaryumları bir zamanların çılgınlığı Tamagotchi ile ilişkilendirmiş ve bu projenin Tamagotchinin ilk başta olması gereken şey olduğunu yazmış. Bence pek bir alakaları yok. Tamagotchi’nin en büyük esprisi onu sürekli yanımızda taşımamız ve sanal bir hayvanla fiziksel bir bağımlılık kurmamızdı(!)

Wi-aquarium’ın sağladığı akıllı bir kontrol sisteminin ve genelde akvaryum sahibinin gözlemci olduğu bir tecrübenin teknoloji sayesinde akvaryumdan uzakta olunan noktalara daha iyi yansıtılması. Teknolojinin geldiği noktada bunun sanal bir tecrübe olarak adlandırılmaması gerek.Tamagotchi ise bir dönemin tekno-sosyal fenomeni olarak sanal dünyanın bir klasiği olarak anılmaya devam edecek.

Broadband Wireless Exchange Magazine web sitesinde yukarıda bahsettiğim yarışmanın diğer katılımcılarının ürünlerini de bulabilirsiniz: Wi-Fi Creeps Into Aquariums, Alarm Clocks and other Smart Adaptable Network Devices

Dragut, who is cowriter of this blog sent me a few links related with nanotechnology during the week. It seems that we will go on publishing interesting news and information about nanotechnology and its applications to product design field.

The one you will read now is rather a scientific challenge in order to force the limits of this technology: According to what is published in nanowerk.com, publisher Robert Chaplin and the scientists at the Nano Imaging Facility of Simon Fraser University created the world’s first nano-scale book.

The book even has an ISBN Book Number and if you have an electron microscope you would be able to read it: it is sized 0.07 mm X 0.10 mm. :-)

The production of the nanoscale book was carried out at SFU by publisher Robert Chaplin, with the help of SFU scientists Li Yang and Karen Kavanagh. The work involved using a focused-gallium-ion beam and one of a number of electron microscopes available in SFU’s nano imaging facility.

With a minimum diameter of seven nanometers (a nanometer is about 10 atoms in size) the beam was programmed to carve the space surrounding each letter of the book.

The book is made up of 30 microtablets, each carved on a polished piece of single crystalline silicon, and has its own International Standard Book Number, ISBN-978-1-894897-17-4.

Paleo-future - paleo-future.blogspot.com

Designerblog.it aracılığıyla ulaştığım Paleo-Future sayfasını hararetle herkese tavsiye ederim. Paleo-future blogunda geçmişte geleceğin nasıl olacağına dair geliştirilmiş, önerilmiş projeler, çizimler, tasarımlar, teoriler, fikirler ve reklamlar bir araya getiriliyor.

Sayfanın kurucusu Matt tanıtım yazısında günümüzde fütürist idealizmin ve iyimserliğin gittikçe değerini yitirdiğine ve teknolojinin insan yaşamını iyileştirebileceğine dair olan inancın garipsenir olduğuna dikkat çekmiş.

Blog formatında bu birikimi bir araya getirmek çok iyi bir fikir ve kısa süre sonra bu sayfanın daha da zenginleşeceğine eminim.

Uzay kolonisinde spor

Uzay kolonisi

GadgetGrid de İngiliz quietrevolution firmasının QR5 modeli rüzgar türbinleriyle ilgili iletiyi okuyunca hemen kendi blogumdan da bu ürüne bir link vermek istedim. Son günlerde siteme rüzgar enerjisi ile ilişkili arama kelimeleri aracılığıyla gelen ziyaretçilerin sayısında bir artış oldu ve konuyla ilgilenenler arasında bu yenilikçi rüzgar değirmeni tasarımını henüz görmemiş olanlar olabilir.

QR5in en büyük özelliği rüzgar türbininin klasik formda değil helezonik biçimde geliştirilmiş olması. Bu tasarım sayesinde rüzgarın yönünün sürekli değiştiği ve rüzgar hızının zaman zaman yetersiz olduğu coğrafyalarda (özellikle kentleşmiş alanlar ve binalara yakın noktalarda) sadece yatay eksende işleyen klasik rüzgar değirmenlerine göre 20-40% daha fazla verim sağlandığı öne sürülüyor! Aynı zamanda ürünü oluşturan parçaların tasarımında aerodinamik kriterlere önem verilerek değirmenin ses ve sarsıntı yaratmaması amaçlanmış.

Kentsel alanlarda kullanılabilecek QR5 ve benzeri ürünlerin en büyük avantajı küçük ölçekli ve modüler uygulamaları olanaklı kılmaları. Aşağıdaki örneklerde görüleceği gibi bu ürünü reklam panosundan heykel benzeri  kentsel mobilyalara kadar değişik kullanımlara entegre etmek mümkün olabiliyor.

quietrevolution - küçük ölçekli elektrik üretimi

Küçük ölçekli elektrik üretiminin İngiltere’de 2050 yılında toplam kullanımın 30-40%i karşılayabileceği ve önümüzdeki yıllarda bu tür ürünlere yapılan yatırımların ekonomik olarak daha enteresan olacağı da quietrevolution sayfasında öne sürülmüş.

Benim de dikkatimi çekmek istediğim konu benzer araç ve yeniliklerin büyük enerji altyapı projelerine uyumsuz olmadığı ve özellikle yeni şehirleşen alanlar ve kırsal alanlarda kolaylıkla işletime koyulabilme avantajlarının ilginç bir fırsat olduğudur.

QR5 rüzgar türbinleri- quietrevolutionQR5 rüzgar türbinleri- quietrevolutionQR5 rüzgar türbinleri- quietrevolution

Technorati Tags: , , , , ,

Last thing first:

“Prime Minister Jose Socrates has said he wants 45% of Portugal’s power consumption to come from renewable energy by 2010.

… only one thing to say: CHAPEAU!

The story is, Portugal pushed the start button of the world’s most powerful solar power plant and this is producing the power needed for 8000 homes.

The 11-megawatt plant has 52,000 photovoltaic modules, which will produce 20 gigawatt hours of power each year.

For further news: http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/6505221.stm

Greta‘nın bana yolladığı haber hoşuma gitti: ELPAIS.com - La isla de El Hierro, 100% renovable

Kısaca bahsedeyim.

Kanarya Adalarından çok fazla tanınmamış olan El Hierro adası yeni devreye giren kombine rüzgar değirmeni parkı ve hidroelektrik santralı sayesinde enerji ihtiyacının tamamını yenilenebilir kaynaklar sayesinde elde edecek hale geldi.

Adaya kurulmuş olan rüzgar değirmenlerinin yarattığı elektrik enerjisi hem adanın genel ihtiyacını karşılamak hem de 700 metre yükseklikte bulunan bir volkanın haznesine denizden su pompalayacak motorları çalıştırmak için kullanılacak. Depolanan su (yani potansiyel enerji!) hidroelektrik santralının klasik türbinlerini hareketlendirmeye yarayacak. Bu sayede rüzgar olmadığı dönemler ve talep artışı sırasında elektrik ihtiyacını karşılamak mümkün olacak.

El Hierro çok büyük bir ada değil. Nüfusu ise 10bin civarında. Bu proje sayesinde adaya dışarıdan gemilerle taşınan 6bin ton dizel yakıttan tasarruf edileceği (40bin baril petrol) tahmin ediliyor. Yazıda projenin ada halkının enerji tüketimi ve çevre konusundaki duyarlılığını da arttırıp pekiştireceğinden de söz edilmiş. Atmosfere bırakılmayacan bilumum gazda cabası.

Akıllıca tasarlanmış benzer projelerin adalar ve coğrafi olarak izole kalmış diğer bölgelere uygulanması hem enerji sistemlerinin modülerleşmesini sağlayabilir hem de çok büyük enerji altyapı yatırımlarına olan bağımlılığı azaltacaktır. İlgilenenlerin dikkatine. (El Hierro projesinin toplam maaliyeti 55 milyon euro imiş.)

Sustainablogun yayınladığı “İngiliz Bilimadamları Yaprağın Gücünü Araştırıyor” başlıklı yazı sayesinde güneşten verimli enerji kaynağı olarak faydalanmayı sağlayacak yapay klorofil üretimi konusunda yapılmakta olan bazı bilimsel araştırmalarla ilgili bir kaç web sitesine ulaştım.

Bu çalışmaların ortak yanı verimliliği arttırma yöntemi olarak bilimadamlarının, biomimicry (bionics) kavramı yani modern teknoloji ve yeniliklerin geliştirilmesi sırasında doğada varolan benzer sistem ve oluşumların incelenerek, ilham kaynağı olarak değerlendirilmesi, hatta kopyalanmasına konsantre olmalarında yatıyor. Dünyayı ve doğayı çok daha iyi anlamamıza yarayan biomimicry araştırmaları sayesinde, doğanın evrimi sırasında sınanmış, denenmiş teknoloji ve sistemlerin yeni yaşam biçimleri ve ihtiyaçlara uygulanmasını hızlandırmak mümkün. Bu sayede doğadan elde edilen kaynakları hammadde ya da zenginleştirilmiş olarak direk tüketmektense, onları oluşturan süreçleri ve sistemleri irdelemek bu kaynakları farklı şekillerde değerlendirme esnekliğini bize kazandıracaktır.

Ayrıca hali hazırda kullanılan sistemlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi de mümkün: örneğin Sustainablog’da bahsi geçen National Geographic’te yayınlanmış haberde Imperial College’da ki Prof. James Barber ve bir grup bilimadamı, gerçekleştirdikleri çalışmalarla bitkilerin fotosentez sürecini oluşturan kimyasal reaksiyonların daha iyi anlaşılması ve kopyalanması sayesinde güneşten enerji kaynağı olarak sadece üzerine yansıyan ışınların %6sını kullanılabilir enerjiye dönüştürebilen klasik güneş enerjisi panellerine göre daha fazla verim alınabileceğini iddia ediyorlar. J. Barber’ın araştırmasının enteresan bir yanı sadece güneşi değil, bitkileri ve fotosentez süreci sonrasında açığa çıkan oksijen ve hidrojen ayrışmasını incelemesi. Bu sayede yenilenebilir enerji kaynağı olarak çoğu zaman ayrı ele alınan güneş ve biyokütlelerin tek sürecin parçası olarak irdelenmesi söz konusu. Yazının başlığını da bu nedenle “Bitkisel Güneş Reaktörleri” olarak seçtim. Bayağı “high-tech” geliyor kulağa ama sonuçta örneğin bir patates tarlası da bitkisel bir reaktördür diyebiliriz. Konuyu daha sulandırmadan sizi yönlendiriyorum:

Splitting Water Molecules the Next “Green” Power Source? - National Geographic News

Plants use photosynthesis to capture energy directly from the sun, a feat that humans have been striving to achieve for years via solar cells.

“How will mankind be able to supply itself with the levels of energy it needs?” asked James Barber, a biochemist at Imperial College London.

“Really, there is only one solution … to use the enormous amount of sunlight available to us.”

An hour of sunlight falling on Earth equals all the energy that humans use on average in a year.

But to date solar cells have been inefficient energy converters—the most efficient plastic solar cells on today’s market convert only 6 percent of sunlight into usable energy.

Another option is to mimic the chemical reactions in photosynthesis, Barber said, specifically a step known as water splitting…

March 5th, 2007

LEGO Arena Stadyumu

TechEBlogda aşağıdaki Lego şaheserinin fotoğraflarını gördüm: Allianz Arena Stadyumunun lego ile yaratılmış bir kopyası.

Lego Arena - TechEBlog.com
TechEBlog » Incredible LEGO Arena

Fotoğraflar Legoland California‘da adı geçen blogun bir okuru tarafından çekilmişler.

Yine TechEBlog’daki “Top 10 coolest lego gadgets” lego meraklılarının ilgisini çekecek değişik lego tasarımlarından bahsediyor.

TreeHugger‘da yanda gördüğünüz rüzgar enerjisiyle ilerleyen 11 metre boyunda Revelation 2 isimli Twins 36 tipi katamaran ilgili bir ileti vardı. Bir katamaranın rüzgarla ilerlemesi çok şaşırtıcı değil. Revelation 2′yi ilginç kılan bu işin yelkensiz halledilmiş olması.

Windmill Sailboat: Sailing Against the Wind TreeHugger

Rüzgarın çevirdiği değirmenler bir rüzgar türbininin bu hareketi su altındaki pervanelere aktarmasını sağlıyorlar ve tekne ilerliyor. Revelation 2 bu sayede rüzgara karşı dahi gidebiliyor. Konuyla ilgili hararetli tartışmalar TreeHugger’daki linklerden de görüleceği üzere çeşitli düzeylerde devam ediyor. (Örn. Philosophy Forum: Sailing against the wind, Boat Design Forum: Windmill or Wind Turbine- powered boats. Bu sayfada da meraklıları ilgilendirebilecek bilimsel bir çalışmadan bahsediliyor: Rotterdam Scholarship of Excellence in Space Research - Windmill Shipping.

Bu arada rüzgar enerjisinin büyük boy gemi ve tankerlerde kullanımını amaçlayan akıllı bir tasarımdan da daha evvel bahsetmiştim.

Okumadıysanız; SkySail, her tankere bir yelken

Revelation 2, twins 36 - multihull centre

Ara - Busca - Search: